travesti Temmuz 2015 – Blog Travesti – istanbul travesti ankara travesti

Bir Travesti günlük yaşadığı olaylar

Ankara’ya vasıl olduğumuzda bu olağan travesti gecesi, dünyanın bütün geceleri gibi kendi sabahına mağlup düşmekteydi.

Sıradan bir travesti günüydü. Kötü bir çarktı sanırsam. Çarkın ilk saatlerinde biraz para yapabildim. Derken, plakası bende yazılı, beş kişilik bir araç geldi. Dördüyle konuşurken, beşincisi, ikinci el mağazalarından 100 liraya aldığım -ki, satsam 20 lira veren çıkmaz- telefonumu gasp etti.

Biraz tartaklaştık. Arkadaşımın telefonundan “155 Polis İmdat” hattını aradım. Ahiret soruları sordular. Karakol, adliye, savcı falan… 20 lira etmeyecek bir telefon için gece beraber çalıştığım hırsız kardeşlerimin 5 yıl içerde yatmasına gönlüm razı gelmedi sanırsam. Hem biri çok çok yakışıklıydı. “Bir gün fırsat olursa eve götürebilirim” diye de aklımdan geçirdim.

Gecenin son demlerinde, kirli sakallı, ortalama sevişilebilir bir manti abla, “70 liram var eve gitmek istiyorum” diye yalvardı. “İyi. Bira falan alır, geçeriz” dedim. Çerez gibi geldi aslında. İyi sayılır. Aldım paramı. Bira içtik, öpüştüm falan… Aniden oral yapmak istedi. “Olmaz” dedim. Neyse, bir hamlede derdest edip üzerimden attım. Cüzdanında 100 lira daha görmüştüm. Çocuk bana şarkılar filan da söylüyor. Ben de insanım. Sarhoşum da… Ne yapalım? Arabasıyla gezmeyi teklif ettim. Aslında biraz da ben yazıyorum. Gece nereden alış veriş yapabilirdik, bilmem.

Masum içki denen bu bira, bira torbacılarının eline düşmüş yeni bir sektörün girdisi olmuş. Kıçıkırık birayı 5 liraya marketten almak mümkünken, şimdi, gecenin bu saatinde bira karaborsasından başka bir seçenek kalmadığından, el mahkum, 10 liradan 4 bira aldıracağız. Gezeriz falan olduk. Sanırsam ben de biraz hoşlandım.

En son Ankara’ya bir saat mesafedeki, Çermik’te bulduk kendimizi. Travesti olduğum için jakuzili bir oda tutmak zorunda kaldı. Çermik’te, 30 lira karşılığında bir saat kalınabiliyor. Odadaki havuzun içine girdik. Offf! Helal olsun. Çocukla bir saat seviştik. Zorlu çocukmuş. “Bu saate asla kalkmaz” dediğim organımı erekte etmeyi başardı. Bana yapacak bir şey bırakmadı. Bu kadar gayret, bu kadar oral… Neyse… İstemesem de penetre ediverdim. Hamamın sıcaklığı bir yandan, boşalmanın verdiği yorgunluk öte yandan; uyuklayıvermeyeyim mi?

Vay başıma gelenler! Sen, bir kısmı kendisinin verdiği banknotlardan oluşan çantamdaki desteyi de al, beni Ankara’ya bir saatlik yerde bırak, kaç. İyi mi? Aaaaa! Vay başıma gelenler!

Çok geçmeden hamamcılar kapıyı vurmaya başladı:

“Abla çıkmıyor musun?”

Aklım başıma geldi ama iş işten geçmiş. İstifimi bozmadan, onurlu ve asil duruş sergiledim. Bu tarafa, “Tamam, çıkıyoruz! Üfff, parası neyse veririz!” diye cevap yetiştiriyorum ama kendi kendime de “Şimdi boku yedik” diyorum.

Hemen çantayı açtım, baktım, çantamın yırtık yerine gizlediğim ’kaza bela parası’nı bulmamış. “Abla enişte kaçtı” dedi hamamcılar. Ayy! Ne diyeceğimi bilemedim. “Yok be! Ne kaçması? Ben yol verdim ona.” diyerek kırılan onurumu kurtarmaya hamle ettim.

Şimdi durum şöyle: Ankara’nın en belalı pisliklerinin ve Kürt ülkücülerinin harman olduğu şirin ve güzide bir ilçesindeyiz. Gece zifir. Dışarı çıksam; anlarsınız… Herhalde herkes, ayrı ayrı bana Ankara’nın yolunu tarif etmek için sıraya girer. Üstümdekiler de iş kıyafeti bu arada!… Kürdün, kurt kökenlisiyle nasıl başedilir? Kızz, kıpkızz başıma kızardım tabiyatiyle…

Ülkücü Kürt kardeşlerim son derece endişelendiriyordu beni. Hamamdan da yeni çıkmışım… Makyajla pek güzel görünmem gerçi ama ülkücü Kürt kardeşlerim, valla bana Banu Alkan’a bakar gibi bakmıyorsa ne olayım. Havuz da var hazır. “Bu havuzun yanında neler neler olabilir” diye içimden bir fetiş geçirmedimse insan değilim . Ama “Kürtlerin ülkücü cinsinin kafası gibi, politik kimliği de karışık olur” diye iyimser ihtimallere dayalı fikirler yürütüyorum.

Ay taksi kaça giderdi ki aslında? Bu ilçede bu saate taksi var mı ki? Neyse, Allahtan, benimle ilgilenen çocuğu ziyadesiyle yardımsever çıktı. Çocuk da çocuk valla; bıyıklar yanlardan sarkmış, bıçkın mı bıçkın. İçimden küfrediyorum. “Bu kadar Türk ülkücüsüsün madem, bu Türkçe ne böyle!” Esefle kınamalarımı benden başka kimse duymadı tabi. “TÖMER’i tavsiye etsem mi?” diye aklımdan geçirdim bir ara. Düşündüm; deli miyim ben ay! Sana ne elin Türkçe’sinden Sanki Türk Dil Kurumu’nun gönüllü müfettişiyim.

Neyse, söylediklerinden anlayabildiğim kadarıyla çocuk, bu saate ilçelerinde hiç bir vesaitin eksikliğinin çekilmeyeceğini endişe buyurmamam gerektiğini söylemekteydi. Allah’a da şükretmeyi de ihmal etmeden:

“Devletimiz, karakolumuz, jandarmamız görevinin başındadır. İstersen çocuğu ihbar edelim” filan diyor.

“Lüzumu yok” dedim.

Lokanta sordum. Yokmuş, ama olsun. Caanım devletimin içindeyim.  TC.’deyim. Ne olmuş azıcık Türkçesi bozuksa? Kürtlerden ülkücü olamaz mı? Hele şu şartlar altındayken, eşyanın tabiatını tartışacak değilim. “Ülkücü Kürt kardeşlerim de pek felsefe tartışmayı sevmez zaten” deyip içimdeki sesleri susturdum.

“Taksi kaç lira yazar?” diye sordum.

150 civarında tutarmış. Ay, derin bir nefes aldım. Çok iyi. Hemen asil öz hakiki Türkçe’mle iyi bir araba olmasını rica ettim; eski bir araçla gitmeye razı olacaklardan değildim. Memleketimin güzide ilçesinde mecburen bir taksicinin uyandırılması ve yatağından kaldırılması gerekti. Neyse, benim gibi asil bir kadın için fazla bir zahmet sayılmaz.

Uyandırdılar taksiciyi. İçlerinden geçeni biliyorum. “Eşşek düştü gecenin olmaz bir vakti” demiyorlarsa, ben üç kere eşek olayım. Havamda hiç geri vites yok. Gecenin o vaktinde, o varoş ücralarında, kusursuz Türkçe’m ve kırılmış onurumla beklerken, “Bi’şey içer misiniz?” sorusuna muhatap kaldım. “İçmem” dememek için bir bardak kapiçino rica ettim. Olmadığını söylediklerinde, son derece büyük hayal kırıklığı yaşadım. Öyle büyüktü ki, gören, kapiçinosuz yaşayamam sanır.

Canım Çermik’in her yeri maşallah, Türk bayrakları ve Atatürk resimleriyle dolu. Türkçeleri bu imajı biraz bozuyordu ama ne yapcan? Alkolün kafası, hamamda kalmıştı. Kuyruğu dik tutmakta zorlanıyordum. Allah’tan ilçenin vatana yaptığı hizmetleri dinleme fırsatını yarı yarıya kaçırarak müsaade isteyip kalktık.

Sıra pençeleşmeye geldi. Burada öyle idareten tokalaşamazsın. Parmakların güçlü, sert, Türk gibi olmalı. Şöyle, av yakalamış leopar gibi kavramalı. Neyse ki, taksici o nispeten mülayim çıktı. O kadar ülkücü falan da değil. Ama sıkı çakaldı. İyi. Adam arabeskin en damarını biliyormuş. O bile güzel canım vatanımda. Hafif benim bacaklarımı kesiyor, arada penisiyle oynaşıyor. Canım benim.

Çok çok eskiden, bir travesti mi varmış, neymiş, onu sordu. Travestileri tanımadığım gibi aynı zamanda da kendilerinden hiç hazzetmediğimi söyleyerek konuyu kapatttım.

Anlaştığımız rakamı ödedim. Uyanması için müzik dinlemeliymiş. “Arabeks” istemediğimi söyledim. Halay havası açtı. “Müslüm yok mu?” dedim, belki ortak bir dil olur umuyorum. Bu sırada siki erekte olmuştu. Bana bakıyordu.

Aslında verdiğim 150’yi kurtarmak için bir fırsattı. Ama gece fazla yıpratıcı olmuştu.

“Sen benim abimsin. Hem biz Türk’üz. Müşteriye öyle davranılmaz. Bu senin ekmek kapın” gibi sözleri gayet kurallı bir şekilde cümle içinde kullanarak, bol nasihatli bir nutuk derledim.

Derhal vaziyeti kurtarmaya girişti. “Yanlış anladın ablacım”lar yaptı. Kızarıklıktan mustaripmiş, sabahları bacak arasını kaşımadan rahat edemezmiş. Hem ben onun ablasıymışım.

Ankara’ya vasıl olduğumuzda bu olağan travesti gecesi, dünyanın bütün geceleri gibi kendi sabahına mağlup düşmekteydi.

Travestilerin toplum içindeki düşmanları

Travestilerin  tabulaştırılmış ve düşmanlaştırılmış coğrafyasında yaşanan hakikatlere yabancıyız. Toplum ve devlet seks işçileri konusundaki ikiyüzlülüğü ile yüzleşemiyor.

İnsanları asla yargılamayın.
Çünkü ne yaşadıklarını bilemezsiniz,
o sahte gülümsemelerinin altında belki hayal kırıkları saklıdır.”

Mesleklerinin geçmişi Sümerler’e kadar dayanıyor. Açık dışlanma ile gizli kabul arasındaki soğuk yaşamın acı hikâyelerini yaşayan seks isçilerinin hakikatlerine açacağız köşemizi ve vicdanımızı. Bir nebze de olsa seks işçileri hakkında farkındalık yaratalım istedik.
Şiddetin, dışlamanın, hak ihlallerinin, cezaların, güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşullarının acı hikâyelerinin içinden seslenen seks işçilerine kulak verilmeli.

Onların söyleyecek sözleri, anlatacakları dertleri ve hikâyeleri var. Dinleyecek kulak, anlayacak toplum ve hissedecek vicdan arıyorlar. Toplumun belleğine isimleri; o..spu, fahişe, eskort, hayat kadını, genelev kadını, travesti, ibne, dönmeler vs olarak yer edinmiş.

Devlet ve toplum, bu isimlendirmelerin içindeki acı hikâyelere, mağduriyetlere ve bunu yaşayan seks işçilerinin dünyalarına kör ve vicdansız! Polisin keyfi baskısı, takipleri ve cezalandırılması gündelik hayatlarının rutin parçası oluyor. Toplumsal dışlanmanın ve düşmanlaştırmanın ürünü olan cinayetlerin ve linç̧ girişimlerinin adreslerinde ikamet eden de onlar.

Siyasetin, toplumun ve muhafazakârlığın küfürler dünyasında “kirliler”, “ahlaksızlar”, “pislikler” ya da “istenmeyenler” olarak etiketlenen de onlar! Onlara “o..spu” ya da “kötü yola düşmüş” diyen “ahlak” ve “namus” bekçileri, gece onlara müşteri oluyor. Seks işçilerinin tabulaştırılmış ve düşmanlaştırılmış coğrafyasında yaşanan hakikatlere yabancıyız.

Toplum ve devlet seks işçileri konusundaki ikiyüzlülüğü ile yüzleşemiyor.
Seks işçiliğinin diğer meslekler kadar meşru görülmesi gerekiyor. Seks işçilerine saygının yanı sıra çalışma koşullarının insanileştirilmesi için ekonomik, sosyal, hukuk ve toplumsal haklarını desteklemek için tüm toplum kesimlerinin ve devletin geleneksel ezberini bozması gerekiyor.

Toplum ve devlet tarafından dışlanmaya ve itibarsızlaştırmaya maruz bırakılmaları, asla kabul edilmez bir hak ihlalinin ötesinde suçtur! Aksine insan hakları ekseninde talepleri karşılanmalıdır.

Ötekilerin de ötekisi haline getirilmiş seks işçilerine yönelik vicdansızlık, adaletsizlik ve insanlık dışı hikâyelerini dinlemeliyiz.

Nedir bu hikâyeler?

Evleri mühürleniyor ve kurşunlanıyor. Komşuları dışlıyor, taciz ve şikâyet ediyor. Cinsel hizmet satmak ve satın almak yasalarla cezalandırılıyor.

Çünkü devlet aklına, yasalarına ve politikasına göre “seks işçiliği” ile “insan ticareti” yapan mafyayı ve çeteleri eşdeğer tutuluyor.

Horlanıyorlar. Şiddetin her türlüsüne maruz kalıyorlar. Baskılar, yasaklar, keyfi cezalar, gözaltılar ve önyargılarla kriminalize ediyorlar. Yaşam boyu fiziksel ve psikolojik zarar nedeniyle büyük travmalar yaşamaktalar.

Yasal ve sosyal güvencelerden yoksunlar. Devletin, toplumun, sömürücülerin, pezevenklerin ve çetelerin kurbanı oluyorlar.

“Genelev” gibi mekânları kapatılarak, seks işçileri sokaklara, korunmasız ve güvenliksiz alanlara itiliyor. Yoksulluk, evsizlik, şiddete ve tecavüze maruz kalmış öyküleriyle marjinalleştirilmekte ve sömürücüler tarafında avlanmaya müsait savunmasız bireyler haline getirilmektedir.

Travestilerin meslek hastalıklarından koruması için, cinsel sağlık ve üreme sağlığı gibi koruyucu sağlık hizmetlerine erişimleri zorlaştırılmıştır.

Kayıp gecelerin gizli dili

İki feci ölümün ardından tekrar gündeme gelen karanlık dünyanın yetim çocukları travestiler, kendi aralarında gizli dille konuşuyor: Lubunyaca

İSTANBUL – Karanlık bir dünyanın yetim çocuklarıydılar. Sadece cinsel tercihleri yüzünden terk edilmişler, unutulmuşlardı. Daha çok gençtiler, adları Sima ve Samara’ydı… İkisi de bir hafta içinde arka arkaya trafik kazasında öldü. Aslında buna kaza da denmezdi. İkisi de toplum tarafından infaz edildi…

Onlar travestiydi. Samara kanlar içinde ve kameralar eşliğinde son nefesini verirken başucundaki arkadaşının saldırgan ama yalvaran gözleri ekran başındaki kaç kişinin dikkatini çekti acaba? O gözlerde anlaşılamamanın yıkıcı hüznü, yabancılaşmanın donukluğu ve insan yerine konmamanın isyanı vardı.

İşte travestiler de, bu farklı olmanın, farklı yaşamanın getirdiği sorunlardan yılmış, farklı bir dünya kurmuşlar kendilerine. Özel bir dille konuşuyorlar. Travestiler, bu özel dillerine, ‘Lubunyaca’ adını veriyor. Lubunyaca, hırsızlar, pavyon çalgıcıları, hayat kadınları, sokak çeteleri gibi alt kültür gruplarının argolarından çok daha kapsamlı ve farklı. Yaklaşık

400 kelimeden oluşan ‘travesti argosu’yla cümleler kurulabiliyor, kolaylıkla ve hemen diyalog kurulabiliyor. Genelde ayaktakımına mahsus konuşma şekli olarak tanımlanan
argoda sözcükler ve deyimler, Türkçe sözcüklerin biçimlerinin ve anlamlarının değiştirilmesi ile üretilirken, Lubunyacada gizlilik esas olduğu için böyle bir esinlenme söz konusu değil. Sözcüklerin büyük çoğunluğu hiçbir kaynağa dayanmıyor, yani kafadan uydurulmuş. Öte yandan az sayıda olsa da Romanca olarak adlandırılan Çingene dilinden sözcükler de içeriyor.

Saldırılardan korunmak için Lubunyacanın, diğer alt grupların argolarına göre çok daha fazla gelişmesinin nedeni, travestilerin sürekli saldırıya uğramaları. Özellikle müşteri görünümünde yaklaşıp sonra saldıran kişilere karşı korunmak için aralarında diğer insanların anlamayacağı bu lisanı kullanıyorlar. Tehlikeyi sezdiklerinde birbirlerini uyarıyorlar.

Travestiler için bir diğer tehlike ise polis. Polisin konuştuklarını anlamaması için aralarında bu dilden konuşuyorlar. Dile sürekli yeni kelimeler de ekleniyor.
Travestiler için bir diğer tehlike ise polis. Yakalandıktan sonra birkaç günlerini geçirdikleri nezarethanede polisin konuştuklarını anlamaması için aralarında bu dilden konuşuyorlar.

işte kişilerin travestileri yakalayabilmek için öğrendikleri dilin ayrıntıları ;

Kelavca / Lubunca
Yaklaşık dört yüz kelimelik bir dil olan Kelavca/Lubuncanın kökenini 17. ve 18. yüzyıllar arasında köçekler ve tellaklardır. Zamanla gelişmiş ve neredeyse tüm Balkanlara(Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Makedonya, Sırbistan) yayılmıştır.
Günümüzde travestilerce geliştirilen ve birçok LGBT (Lezbiyen Gey Biseksüel Transeksül) bireyin konuşabildiği bir jargon haline gelmiştir.
Kelavca / Lubunca;
Yunanca, Arapça, Ermenice, Kürtçe , Fransızca  ve Çingene argosundan gelen  kelimelerin harmanlanmasından oluşmuştur

-a-
alıkmak :
(1) yapmak,etmek (yardımcı fiil)
(2) kur yapmak,ilgilenmek,sarkmak
(3) itiraf etmek
albergo : otel
altım: yanımdaki

-b-
balamoz : yaşlı erkek
balina: asker
but :  büyük, çok… örn: but şugar (çok güzel), but similya (büyük penis)
belde : para
beldeli koli: paralı karşılığı cinsel ilşki
beldeli laço : satılık erkek, jigolo
balamoz:yaşlı erkek.
baron : zengin yaşlı erkek.
badem: göz
badem şekeri : bahriyeli
babilof : dışkı
beybi (bk. paparon) : polis
bare : lira, türkiye lirası, TL

-c-
concon : testisler(hayalar)
cici : meni
cici naşlatmak : boşalmak
cıvır : küçük sayılabilecek kız

-ç-
çark yapmak : dolaşmak, aranmak, volta atmak
çarka çıkmak: sokakta dolaşıp koli aramak
çorlamak : çalmak, hirsizlik yapmak
çorcu : hırsız
çangal : ayakkabı
çerçeve: yüz

-d-
digin :
(1)hem aktif,hem pasif, çift tarafli erkek
(2) yakışıklı lezbiyen
domez : getir götür işleri yapan

-e-
elvan : orta boy ( genellikle penis boyutlarını tarif ederken kullanılır)
ezik(yapmak): dövmek,bağırmak,kötü söz söylemek, küfür etmek
emrah : eşcinsel olmayan arkadaş yada cinsellik yaşanılmayan arkadaş

-f-
faraş : çok cinsel ilşkiye girmekten dolayı anüsü genişlemiş

-g-
gullüm : eglence, gırgır, şamata
gacı : kadin
gacıvarı : kadinsi
gerim: ben

-h-
haputka (putka): kadınlık organı,
hatay?a gitmek: 31 çekmek (hatay?ın plakası)
habbe : yemek
habbe alıkmak: yemek yemek
hoy (bk. nakka) : yok  (örnek; koli hoy = koli yok = müşteri yok)

-i-
inci : diş

-k-
ka : kalite, kaliteli
kelav : fahişe
kür : yalan
kür alıkmak: yalan söylemek
kür koli vermek: anal cinsel ilişki esnasında kandırmak , cinsel organı içine almayıp, 2 bacağını kıstırıp arasına almak.
kezban : saf, tecrübesiz, eşcinsel aleme yeni düşmüş
kaşar : tecrübeli
kevaşe:orospu
köfte yapmak : karşı tarafın penisiyle oynamak
koli :
(1) anal cinsel ilişki
(2) müşteri
(3) yatak arkadaşı
koli kesmek : anal cinsel ilşkide bulunmak
koliye naşlamak: cinsel ilşkiye gitmek, müşteriye gitmek
kürdan : küçük (genellikle penis boyutlarını tarif etmek için kullanılır) örn: kürdan similya (küçük penis)
kakiz naşlatmak: büyük abdestini yapmak
kolika : makyaj
kolika alıkmak: makyaj yapmak
kolitirika naşlatmak: tüyleri kesmek,ağda yaptırmak
kukiriklenmek : uyumak
kuşka (kuçka) : transeksüel vajinası
(kadın vajinasına “putka” derler)
künek : götlek, pasif eşcinsel

-l-
lapış alıkmak : öpüşmek
lubunya : pasif escinsel
laço :
(1) aktif
(2) yetişkin aktif erkek (30-35 yaş arasi)
(3) erkek, koca
laçovari : erkeksi
lavaş alıkmak:
cinsel ilşki öncesi anüs temizliği (Banyoya girilir, su hafifçe açılır ve banyo hortumu anüse dayanır. Su yavaş yavaş bağırsaklara akar. Bir süre su bağırsaklarda bekletilir sonra tuvalete gidip boşaltılır.  Bağırsaklar tamamen temizlenen kadar bu işlem ard arda yaklaşık 3-5 defa yapılır. Amaç anal ilşki esnasında bağırsakların temiz olmasıdır.)
laki: ahlak polisi
lafonten : telefon

-m-
manti : genç aktif erkek (17-20 arasi)
madi : kötü, fesat, huysuz,pis,çirkin,bela,delilik, kalitesiz, uyduruk, olumsuz
madilik : kötülük, bela çıkartmak,delirmek
madi şugariyet : kesici delici alet
minco : popo,kıç,anüs
maydanoz : saç
motofor : dışkı
muş : burun

-n-
naşlamak :
(1) gitmek,kaçmak
(2) kalkmak
(2) penisin sertlesmesi, ereksiyon
nafta :  (25-30yaş) arasi erkek
nakka : hayır – yok – burada değil – benden bu kadar – pes ettim
nakka trika : tüysüz (sakal yok) – (trika: sakal)
nakinta : çirkin
naciye: esrar

-p-
paparon (beybi): polis
piyiz (pi’iz) : içki
piyiz (pi’iz) alıkmak : içki içmek
pişar naşlatmak: işemek
papik: kafa yapmak için alınan uyuşturucular
putka : kadin cinsel organi
puri : yasli escinsel
pöçük(bk. digin): erkek gibi görünüp koli veren (pasif olan)
peniz: sohbet, muhabbet
peniz alıkmak : sohbet etmek, konuşmak

-s-
similya : penis
sipet : oral seks
sipet alıkmak : oral sex yapmak
sipsi : sigara
sipsi alıkmak : sigara içmek
sirkaf : ev – cinsel ilşki için uygun ev
sürüngen : parklarda, barlarda escinsel arayip, onlarin sirtindan geçinen,
hirsizlik yapan, güvenilmez erkek

-ş-
şugar : güzel, hos, tatlı… yakışıklı
şil : belalı, psikopat
şugariyet : takı, ziynet eşyası
şovşak : bluğ çağı erkek çocuk
şorşak : çocuk

-t-
tita : meme
tato : hamam
tikelmek : bakmak
tutmak : hoşlanmak
taliga : araba
talikatör : taksici – arabayı kullanan kişi
tarika : bıyık
trika : sakal
tariz : aşık,sevgili
-v-
vakko alıkmak : telefon numarası vermek
-z-
zırıl zırıl (şırıl şırıl) : tavırları ve hareketleri fazlaca kadınsı olan

rakamlar ve türkiye lirasının kelavca / lubunca karşılıkları
1 TL : rib bare
2 TL : ki bare
3 TL : çü bare
5 TL : şeb bare
10 TL : no bare
50 TL : li bare
100 TL : zü bare
200 TL : kizü bare
1.000 TL : ribni bare
2.000 TL : kini bare

error: İçerik Çalmak Emeğe Saygısızlıkdır . İsteyin Verelim.